tr Türkçe en English

GMN BLOG     

Login to your account

Username *
Password *
Remember Me

ADR Sözlük

A

    Adversarial Approach - Rakipsel Yaklaşım

     

    Rakipsel yaklaşım, bir çatışmada, karşı tarafı üstün gelinmesi gereken bir düşman olarak görür. Karşı tarafı veya tarafları, ortak bir şekilde çözülmesi gereken bir sorunu paylaşan insanlar olarak gören sorunçözümleyici yaklaşımla karşılaştırılabilir. Rakipsel yaklaşım genellikle stratejilerin rekabetsel olarak karşı karşıya gelmesiyle sonuçlanırken, sorun-çözümleyici yaklaşım içinde bulunulan soruna işbirliğine dayanan ve bütünlük içindeki stratejilerle yönelinmesiyle sonuçlanır.

     

    Active Listening - Aktif Dinleme

     

    Aktif dinleme, onu anladığınızdan emin olmak için, karşınızdaki insanın tamamen söylediklerine odaklanma ve hem verilen mesajın içeriğinin hem de mesajın altında yatan duyguların tam olarak onaylanma yoluyla uygulanan bir dinleme yöntemidir.

     

    Adversary | Adversaries - Rakip | Rakipler

     

    Rakipler, bir çatışmada karşı karşıya gelen taraflardır. Aynı zamanda, düşman, taraf veya tartışmacı olarak da adlandırılırlar.

     

    Advocacy - Avukatlık

     

    Avukatlık, bir çatışma sırasında özellikle taraflardan birinin çıkarları adına görev yapmaktır. Yasal bir işlem sırasında müvekkillerini temsil etmek yoluyla avukatlar, avukatlık görevini üstlenirler. Çatışma tarafları da kendi adlarına avukatlık yapabilirler—-bir müzakere, mediasyon ya da politik bir tartışmada kendi çıkarlarını savunmak yoluyla. Karşı taraflardan herhangi birini kendi istekleriniz doğrultusunda ikna etme teşebbüslerinin tümü avukatlık olarak kabul edilir.

     

    Amnesty - Genel Af

     

    İnsan hakları ihlalleri ve savaş suçları gibi—-özellikle politik suçlar olmak üzere--geçmiş suçlarından ötürü bir kişiyi bağışlama.

     

    Analytical Problem Solving - Analitik Sorun Çözme

     

    Kökü derinlere dayanan ya da zorlu olarak görülen çatışmalar için, tarafları, içinde bulundukları çatışmaya iten insani ihtiyaçların araştırılması adına bir araya getiren ve sorunun çözümü adına hep birlikte hareket edilmesini teşvik ederek gereken ihtiyaçların karşılanmasını amaçlayan bir uygulamadır.

     

    Arbitration - Hakemlik

     

    Hakemlik, çatışma taraflarının davalarını üçüncü tarafsız bir kişi ya da gruba sunması ve bu tarafsız kişi veya grubun çatışma ile ilgili bir karara varması yoluyla çözüme gidilmesi şeklinde uygulanan bir çatışma çözüm yöntemidir. Verilen karar genellikle bağlayıcıdır. Hakemlik, tarafların kendilerinin geliştirecekleri bir çözüme ulaşmaları adına, üçüncü bir tarafın yardımcı olduğu mediasyon yönteminden farklıdır.

     

    Arms Race - Silahlanma Yarışı

     

    Silahlanma yarışı, iki rakibin, en az diğerinin sahip olduğu kadar silaha sahip olma konusunda bir yarış içinde olmaları esnasında oluşan durumdur. Bu durum genellikle, rakiplerin birbirinin önünde olmak için daha fazla ve daha fazla silah üretmesi ya da elde etmesi şeklindeki bir kısır döngüyle sonuçlanmaktadır.

     

    ATNA

     

    Bu sözcük, Fisher ve Ury’nin —müzakere edilen anlaşmaya en iyi alternatif—anlamına gelen BATNA konseptinin bir çeşididir. “ATNA” sözcüğü müzakere edilen anlaşmanın herhangi bir alternatifi için kullanılır, en iyi alternatif olmak zorunda değildir.

     

B

    Backslash - Olumsuz Tepki

     

    “Backslash” bir etkiye verilen negatif yöndeki tepkidir. Bir birey veya bir grup, isteklerine zıt yönde bir faaliyet için başka bir birey ya da grup tarafından zorlandığında, genellikle direnecek ya da bunu yapan grup ya da kişiden öç almaya çalışacaktır. Bu gibi bir durum, görünüşte çözülmüş olan bir çatışmanın eski haline dönmesine, ya da daha da derinleşmesine yol açacaktır.

     

    BATNA

     

    BATNA, Roger Fisher ve William Ury tarafından türetilen bir terim olup, “müzakere edilen anlaşmanın en iyi alternatifi” anlamına gelmektedir. Her müzakereci, bir anlaşma üzerinde uzlaşmaya varmadan önce kendi BATNA’sını saptamalıdır. Eğer bu anlaşma, en az BATNA kadar iyi ya da BATNA’dan daha iyiyse anlaşma kabul edilmelidir. Eğer bu anlaşmanın alternatifi daha iyiyse, müzakere edilen anlaşma yerine bu yönde ilerlenmelidir. Eğer BATNA’sı iyiyse (ya da en azından taraf böyle düşünüyorsa bile), taraf müzakere girmekten genellikle kaçınmakta, kendi alternatifini takip etmeyi tercih etmektedir.

C

    Citizen Diplomacy - Vatandaş Diplomasisi

     

    Vatandaş diplomasisi (kimi zaman “ikinci yol diplomasisi” olarak da adlandırılmaktadır) farklı milletlerden insanların, hükumet temsilcileri ile olan iletişimlerinden farklı olarak, içinde bulundukları gayrı resmi iletişime verilen isimdir. Vatandaş diplomasisi (öğrenci değişimi gibi) değişim programlarını, uluslararası anlamda dini, bilimsel ve kültürel aktiviteleri, ve bunların yanı sıra karşı karşıya gelen bu milletlerin vatandaşlarının dahil olduğu her türlü gayrı resmi diyalog, tartışma, ya da müzakereyi içermektedir.

     

    Co-Existence - Bir Arada Var Olma

     

    Bir arada var olma, aynı coğrafya üzerinde bir arada, barış içinde yaşama anlamına gelmektedir.

     

    Common Ground/Commonalities - Ortak Zemin/Ortak Noktalar

     

    Ortak zemin ya da ortak noktalar, iki insanın ya da grubun paylaştığı, ya da ortak olarak sahip olduğu şeyleri ifade etmektedir. Aynı yerde yaşamak, benzer değerlere, çıkarlara veya ihtiyaçlara, ya da benzer tecrübe veya korkulara sahip olmak bu ortak noktalara örnek olabilir. Çatışma tarafları, karşı tarafla hiçbir ortak noktaları olmadığını düşünseler de, neredeyse her zaman belli bir ortak zemine sahiptirler—-sadece, huzur ve güvenlik içinde, karşı tarafa dair bir korkusu olmadan yaşamak gibi ortak bir zemin olsa bile.

     

    Communication Channels - İletişim Kanalları

     

    İletişim kanalları, bir kişi ya da grupla kurulabilecek iletişim yollarını ifade etmektedir. Yüz-yüze iletişim, telekomünikasyon (telefon, e-mail, yazılı iletişim), ya da dolaylı iletişim – üçüncü bir tarafın aracılığıyla, örnek olarak, medya -- gibi birçok olasılığı içermektedir.

     

    Community Organizing - Toplumu Organize Etme

     

    Toplum organize etme, toplumsal bir soruna karşı ortak bir şekilde hareket edilmesi adına bir grup uzmanın bireylere yardımcı olduğu sürece verilen isimdir. Toplum organize edicileri insanların birlikte hareket ederek istekleri veya ihtiyaçlarına ulaşmalarına yardımcı olmaktadırlar – örnek olarak, toplum içinde daha fazla iş olanağı oluşturulması, haksız bir yasa ya da kurala karşı savaşmaları, çevreyi kirleten bir kuruma karşı insanların birlikte çalışması, bu kirliliğin durdurulması (ya da en azından daha az kirletici olması) adına yardımcı olmaktadırlar.

     

    Complicating Factors - Zorlaştırıcı Etkenler

     

    Çatışma adına-zorlaştırıcı etkenler, iletişim sorunları ya da çatışmanın kızışması gibi, genellikle karşılaşılan durumlar olmakla birlikte, çatışma konusu dışında gelişen, çatışmanın esas sorunlarının karıştırılmasına ve daha zor ve içinden çıkılmaz bir hale gelmesine yol açan etkenlerdir.

     

    Compromise - Uzlaşma

     

    Çatışma taraflarının tümünün çıkarına olacak şekilde, çatışma sebeplerinin hepsini olmasa bile bir kısmını içeren bir çözümdür.

     

    Concessions - İmtiyazlar

     

    İmtiyazlar, taraflardan birinin, çatışmanın çözümü ya da gerginliğin azaltılması adına verdiği ödünlerdir. Basit anlamda müdafaadaki belirli noktalar, taleplerin azaltılması, ya da taraflardan birinin durumunun yumuşatılması gibi şekillerde karşılaşılabilir.

     

    Conciliation - Uzlaştırma

     

    Uzlaştırma, üçüncü bir tarafın çatışma içindeki iki veya daha fazla tarafın ilişkilerini geliştirme konusundaki çabalarını içermektedir. Mediasyonun bir parçası olarak uygulanabileceği gibi, mediasyondan bağımsız bir şekilde de uygulanabilmektedir. Üçüncü bir taraf genellikle çatışma taraflarıyla görüşerek yanlış anlaşmaları düzeltmeye, korku ve güvensizliği ortadan kaldırmaya ve çatışma taraflarının birbirleriyle olan ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Zaman zaman tek başına bu uygulama çatışmanın çözüme ulaşmasını sağlamaktadır; diğer durumlarda, ileriki bir mediasyon süreci için gerekli ortamı hazırlamaktadır.

     

    Conflict Management - Çatışma Yönetimi

     

    Bu tabir, zorlu çatışmalar ve bu çatışmaların içinde bulunan insanların, içinde bulundukları gerilimin kontrol dışında tırmanmasını ve şiddete yönelmelerini önlemek amacıyla, uzun-vadede yönetimi için kullanılmaktadır.

     

    Conflict Resolution - Çatışma Çözümü

     

    Bu terim, (uyuşmazlık çözümü ile birlikte) genellikle bir uyuşmazlığın ya da bir çatışmanın kalıcı olarak çözümü için, çıkan sonuçtan memnun olmaları adına tarafların ihtiyaçlarının karşılanması ve çıkarlarının uygun bir şekilde dikkate alınması şeklinde uygulanan süreci ifade etmektedir.

     

    Conflict Transformation - Çatışma Dönüşümü

     

    Bu terim, bir çatışmanın doğası dahilindeki herhangi bir değişikliği (genellikle de bir gelişmeyi)—taraflar arasındaki gerilimin azalması ya da barışmaları-- ifade etmek amacıyla, her geçen gün daha sık bir şekilde kullanılmaktadır. Çatışmaların uzun vadeli doğalarını reddeden çatışma çözümünü ya da insanların ve ilişkilerin birer fiziksel madde gibi yönetilebileceğini varsayan çatışma yönetiminin tersine, çatışma dönüşümünün konsepti, çatışmaların uzun süre devam etmesi, bu süre içinde çatışmanın içinde bulunan insanlar arasındaki ilişki ve durumun zaman içinde yol almasıyla insanların kendilerinin de değişmesi gözlemine dayanmaktadır.

     

    Conflicts of Interest - Çıkar Çatışmaları

     

    Bu terim, bir karar sonucu kazanılmış hakka sahip olan bir kişinin, bu hakkı kazanmamış olması adına karar verme sürecini etkilemeye çalışması durumunu ifade etmek için kullanılmaktadır. Diğer bir deyişle bu kişiler, verilecek bir karar belirli bir yönde olduğu takdirde bu karardan faydalanmakta, ama aynı zamanda tarafsızmışcasına bu kararın alınma sürecinde de yer almaktadırlar. Bu duruma güzel bir örnek, tütün endüstrisinden bir uzmanın, tütünün güvenli olduğu ve kansere yol açmadığını açıklamasıdır. Bu kişi eğer bu konu hakkında, sahip olduğu bağlantılar değil de bilimsel anlamda açıklamalarda bulunuyor ise, tütün araştırmalarındaki pozisyonunu değiştiren bir çıkar çatışmasına sahip olduğu şeklinde suçlanabilir.

     

    Consensus - Oy Birliği

     

    Oy birliğiyle bir karara varılması, çoğunluk prensibine dayalı süreçlerdeki gibi sadece çoğunluğun değil, herkesin bu kararı onaylamasıyla mümkün olmaktadır. Oy birliği prensibine dayalı süreçlerde, (mükemmel olmasa bile) masadaki herkesin kabul etmeye yanaşacağı bir anlaşmanın geliştirilmesi adına, ortaklaşa bir çalışma gerektirmektedir.

     

    Constituents/Constituency - Seçmenler

     

    Seçmenler karar-verici bir kişinin temsil ettiği insanları ifade etmektedir. Bir hükümet liderinin seçmenleri, o kişinin mecliste ya da diğer yasal bir kurumda temsil ettiği halkıdır. Bir müzakerecinin seçmenleri, müzakerede temsil ettiği insanlardır – bir sendikanın, bir çıkar grubunun ya da bir şirketin üyeleri gibi.

     

    Constructive Conflict | Confrontation - Yapıcı Çatışma | Yüzleşme

     

    “Yapıcı” sözcüğünü, giderlerinden çok yararları olan çatışmalar için kullanmaktayız -insanları biraraya getiren, ilişkilerini (daha uygun veya yararlı bir şekilde yeninden tanımlayacak şekilde) güçlendiren ve/veya geliştiren ve çatışma dahilindeki tüm taraflar adına pozitif değişimler yaratan çatışmalar. Çoğunlukla negatif sonuçları olan yıkıcı çatışmaların zıttı konumundadır- insanları birbirinden uzaklaştıran, ilişkileri yok eden ve şiddetin, korkuların ve güvensizliğin artması gibi negatif değişimlere yol açan çatışmalar.

     

    Cooperation | Cooperative Approach - İşbirliği Yaklaşımı | İşbirlikçi Yaklaşım

     

    İşbirliği içindeyken çatışma tarafları ortak bir sorunu çözmek için bir arada çalışırlar. Morton Deutsch’a (Resolution of Conflict, 1973) göre, bir işbirliği durumunda bazı hedeflere sahip olan taraflar, bu hedeflerine, ancak ve ancak ilintili olduğu kişilerin hedeflerine ulaşmaları durumunda ulaşabilmektedirler. Diğer taraf kaybetmediği sürece kazanmanın mümkün olmadığı, rekabetçi yaklaşımın karşıtı bir konumdadır.

     

    Core Issues - Temel Sorunlar

     

    Bir çatışmada, birbiriyle çatışma içinde olan asıl çıkarlar, değerler ve ihtiyaçlar olarak karşımıza çıkan temel sorunlar, iletişim sorunları veya gerilimin artması gibi, sık rastlanılsa da, genellikle çatışma konusu dışında olan, durumu daha da karmaşık bir hale getiren, temel sorunların karıştırılmasına yol açan ve bu sorunların anlaşılmasını ve ele alınış şeklini zorlaştıran etmenlerden ayrı olarak ele alınmaktadır.

     

    Costing - Maliyetlerin Hesaplanması

     

    Maliyetlerin hesaplanması, belirli bir faaliyetin maliyetleri ve getirilerinin değerlendirilmesi sürecidir – sadece maddi anlamda değil, zaman, kaynaklar, duygusal enerji, ve insanların hayatlarında yer alan diğer manevi değerler de dahil olmak üzere.

     

    Credibility - Güvenilirlik

     

    Güvenilirlik, bir kişi ya da bir ifadenin inanılırlığı ve ona olan güveni belirleyen etmenleri ifade etmektedir. Kimi zaman bazı liderler veya bilirkişiler, içinde bulunulan durum veya çatışmanın sonucu kendi şahsi çıkarlarıyla ilintili olduğundan, ve bu durumun büyük bir ihtimalle bu şahısların açıklamalarını ve/veya görüşlerini etkileyeceğinden, halk arasında güvenilirliklerini yitirebilmektedirler.

     

D

    Decision-making process - Karar-verme süreci

     

    Karar-verme süreci, herhangi bir kararın verilmesi adına geçirilen süreçtir. “Gerçekler”in incelendiği ve kararın bu gerçeklere dayanacak şekilde bir veya daha fazla “uzman” tarafından verildiği uzmanlık süreçleri, kararın politik değerlendirmelere dayanacak şekilde bir politik temsilci ya da kurum tarafından verildiği politik süreçler, ya da, kararın yasal deliller ve yasanın kendisine dayanacak şekilde, bir hakim ya da bir jüri tarafından verildiği hukuki süreçler, karar-verme süreçlerine örnek olarak gösterilebilir.

     

    De-escalation - Gerilimin Azalması

     

    Gerilimin azalması, gerilimin artması durumunun tersidir. Tarafların yorulmaları veya bu çatışmanın onlara yarardan çok zarar getirdiğini fark etmeleriyle ortaya çıkan, çatışma yoğunluğundaki düşüştür(ratchetingdown). Bu andan itibaren bazı ödünler verip, saldırılarının yoğunluğunu düşürüp, müzakere edilmiş bir çözüme doğru yavaş yavaş ilerleyebilmektedirler.

     

    De-humanization - İnsanlıktan Uzaklaştırmak

     

    Düşmanınızı şeytana benzeterek, insan dışı olarak görünmesini sağlamak ve dolayısıyla insancıl bir yaklaşımı hak etmediğini düşünmek şeklinde yaşanılan psikolojik süreçtir.

     

    Destructive Conflict | Confrontation - Yıkıcı Çatışma | Yüzleşme

     

    Yıkıcı çatışma ve yüzleşme oldukça negatif anlamda sonuçlar doğurmaktadır –- insanları birbirinden uzaklaştıran, ilişkileri yok eden ve şiddetin, korkuların ve güvensizliğin artması gibi negatif değişimlere yol açan çatışmalar. Giderlerinden çok yararları olan yapıcı çatışma ve yüzleşmenin karşıtıdır —-insanları bir araya getiren, ilişkilerini (daha uygun veya yararlı bir şekilde yeninden tanımlayacak şekilde) güçlendiren ve/veya geliştiren ve çatışma dahilindeki tüm taraflar adına pozitif değişimler yaratan çatışmalar.

     

    Dialogue - Diyalog

     

    Diyalog, karşı tarafın inançları, duyguları ve/veya ihtiyaçlarını, çatışma tarafları olma etiketinin dışında, açık bir şekilde, genellikle üçüncü bağımsız bir tarafın yardımıyla, paylaşma ve öğrenme sürecidir. Amacın genellikle çatışma için bir anlaşma veya uzlaşmaya varılması olan mediasyondan farklı olarak, diyalogdaki amaç basit olarak karşılıklı anlayış ve güvenin geliştirilmesidir.

     

    Diplomacy - Diplomasi

     

    Diplomasi genellikle iki veya daha fazla ulus arasında devem eden etkileşimi ifade etmektedir. Geleneksel anlamda hükümet görevlileri tarafından uygulanan sürece ait bu terim, gayrı resmi anlamda vatandaş değişim programları (kültürel, bilimsel ve dini anlamda değişim) ve vatandaşların bireysel olarak uluslararası sorunlara çözüm aramaları durumunu ifade eden (zaman zaman “vatandaş diplomasisi” ya da “ikinci yol diplomasisi” olarak da adlandırılan) gayrı resmi diplomasi terimini de içerecek şekilde genişletilmiştir.

     

    Disarming Strategies - Yatıştırıcı Stratejiler

     

    Yatıştırıcı stratejiler, negatif anlamda klişeleri ortadan kaldırmak veya en azından buna çabalamak için tasarlanmış faaliyetlerdir. Eğer bir kişi ya da bir grup, diğer bir kişi ya da grup tarafından ileri derecede tehdit edici ve düşmancıl bir biçimde algılanıyor ise, karşı tarafın algılarını değiştirebilecek ve çatışmadaki gerilimi belirgin bir biçimde düşürebilecek, dostluk ve iyi niyetin bir göstergesi, yatıştırıcı bir hareket olarak karşımıza çıkmaktadır.

     

    Disputants - Çatışma Tarafları

     

    Çatışma tarafları, birbirleriyle çatışma içinde bulunan, kişi, grup, ya da kurumlardır. Çoğu zaman “taraf” olarak da adlandırılmaktadırlar. (Yine de, “üçüncü taraf” bir çatışma tarafı değil, çatışma taraflarına çatışmanın çözümü adına yardım eden kişi veya kişilerdir.)

     

    Dispute Resolution - Uyuşmazlık Çözümü

     

    Bakınız: Çatışma Çözümü

     

    Domination Conflicts - Hakimiyet Çatışmaları

     

    Sosyal hiyerarşide yer alma konusundaki çatışmalardır (örnek olarak, toplumda daha önemli bir konumu ve daha çok gücü olan tarafla, olmayan arasındaki çatışma).

     

E

    EATNA

     

    Fisher ve Ury’e ait olan – “müzakere edilen anlaşmaya en iyi alternatif” anlamına gelen - BATNA’nın bir çeşididir. EATNA terimi, müzakere edilen anlaşma için tahmin edilen alternatif anlamında kullanılmaktadır – amaçlarınıza ulaşmak için müzakere etmek yerine bir güç stratejisi kullandığınızda gerçek anlamda elde edeceklerinizden farklı olabilen, elde edebileceğiniz şeyleri ifade etmektedir.

     

    Emotions - Duygular

     

    Duygular, insanların genellikle bir çatışma dolayısıyla – ya da bir çatışmaya yol açabilecek şekilde --, psikolojik anlamda sahip oldukları hislerdir. Bu hislere örnek olarak, kızgınlık, utanç, korku, güvensizlik ve güçsüzlük hissi verilebilir. Duygular, eğer etkili bir biçimde yönetilebilirlerse, etkili çatışma çözümü adına bir kaynak oluşturabilirler. Etkili bir biçimde yönetilmemeleri durumunda ise, bir çatışmayı daha da şiddetlendirebilir, gerilimi arttırarak sorunun daha zor çözülebilir hale gelmesine yol açabilirler.

     

    Empowerment - Yetkinlendirme

     

    Yetkinlendirme, bir kişi ya da gruba daha fazla güç vermek demektir. Taraflardan birinin kendi insiyatifiyle, eğitim yoluyla, koalisyon oluşturularak, toplumun organize edilmesiyle, kaynak gelişimiyle, ya da avukatlık yardımıyla yapılabilir. Bunun yanı sıra, daha az güce sahip kişi veya gruba, kendilerini daha iyi ifade etmelerine yardımcı olmak yoluyla, bir mediatör tarafından da uygulanabilir. Bu yöntem her ne kadar (bir mediatörün gruplardan birine, diğerinden daha fazla yardım etmesi, mediatörün tarafsızlığıyla çeliştiğinden) ikilemlere yol açsa da, tarafların hemen hemen eşit güce sahip olmaları durumunda bu yöntemin en iyi işleyen yöntem olması dolayısıyla, sorun çözümüne ya da anlaşmaya yönelik mediasyon sırasında sıkça uygulanmaktadır. Buna karşın, Beruch Bush ve Joe Folger, dönüşümsel mediasyon sırasında tarafların “kendi değerlerinin ve güçlerinin ve hayatlarındaki sorunları ele alma adına kapasitelerin farkına varmaları” adına, eş zamanlı olarak yetkilendirme uygulamasına gitmekte ve bu sayede, her ne kadar bir çözüme ulaşılması önceliğinden fedakarlık edilse de, bir mediatörün tek yönlü uygulamalarından dolayı oluşan çelişkiyi de ortadan kaldırmaktadırlar.

     

    Escalation - Gerilimin Artması

     

    Gerilimin artması, bir çatışmanın şiddetindeki artıştır. Dean Pruitt ve Jeffery Rubin’e göre (1986, 7-8), bir çatışmadaki gerilim arttığında, çatışma taraflar nispeten nazik duruşlarını değiştirerek, daha şiddetli bir savunmaya gitmekte ve daha yüksek bir oranda yüzleşme taktiklerine başvurmaktadırlar. Tarafların, ve dolayısıyla sorunların sayısı artmakta ve kapsamları genişlemektedir (başka bir deyişle, sorunlar özelden genele olmak üzere daha geniş bir yelpazeye yayılmaktadır). Son olarak, taraflar sadece kazanmaktan ziyade, kazanmanın yanı sıra karşı tarafı olabildiğince incitmeyi hedef olarak belirlemektedirler. Çatışmalardaki gerilim çok kolay bir biçimde artarken, bu şiddettin, gerilimin azalması genellikle ulaşılması daha zor olan bir durumdur.

     

    Extremists - Kökenciler

     

    Kökenciler, -- çoğu zaman aynı konuya dair diğer insanların düşüncelerinden çok daha güçlü ve daha sabit olan -- radikal görüşlere sahip kişilere verilen isimdir. Gerilimin arttığı çatışmalarda, kökenciler daha şiddetli savunmalara başvururken, daha ılımlı taraflar savunmalarında da daha makul olmaktadırlar.

     

F

    Face-Saving - İtibar Koruma

     

    İtibar, bir kişinin hem kendisine hem de etrafındaki insanlara karşı olan imajıdır. İtibar koruma yöntemi bir kişinin veya karşı tarafın imajını zedelemez – tarafın kendisinin veya diğer tarafın daha zayıf, beceriksiz, ya da başarısız göstermek yerine, öyle olmadıkları halde daha bilge ve galip gösterir. Müzakere edilen bir anlaşmaya, tarafların tümüne itibarlarını korumaları adına izin verildiğinde ulaşılması olasılığı daha fazladır.

     

    Facilitation - Kolaylaştırma

     

    Kolaylaştırma, bir oy birliği oluşturma toplantısında görev yapan üçüncü bir taraf tarafından uygulanır. Kolaylaştırıcı, normal şartlarda taraflara temel kurallar, ajanda oluşturmaları adına yardımcı olur, her iki tarafı da sürecin işlemesi adına olabildiğince zorlar ve taraflara ortak hedeflerini saptama ve bu hedeflere doğru ilerleme konusunda yardım eder. Mediatöre benzer olarak bir kolaylaştırıcı, müzakere protokollerinde daha zayıf bir roldedir ve mediatörlerden farklı olarak, genellikle bir çözüme ulaşılması, yaptığı görevin hedeflerinden biri değildir.

     

    Fact-based Disputes - Gerçeklere Dayanan Çatışmalar

     

    Gerçeklere dayanan çatışmalar daha önce gerçekleşmiş ya da şu an gerçekleşen çatışmalardır. Bu gibi çatışmalar, yanlış anlaşılmalar ya da (kişilerin yapmadıkları birşey için suçlanmaları gibi) doğru olmayan söylentilerden dolayı oluşabilir. Gerçeğe dayalı çatışmalar aynı zamanda algılama veya daha önce meydana gelen ya da şu anda meydana gelmekte olan bir durumu yargılama farklılıklarından dolayı da oluşabilir. Örnek olarak, ozondaki deliğin ya da sera etkisinin oluşturduğu tehdit seviyesine dayalı bir çatışma, her ne kadar bu konu üzerindeki tüm bilimsel çalışmaların sonuçları açıkça görülebilir ya da onaylanmış olmamasına rağmen, gerçeğe dayalı bir çatışmadır.

     

    Force - Kuvvet

     

    “Kuvvet” terimini, çatışma taraflarından birinin bir tehdit dolayısıyla isteği dışında bir şey yapması durumunda kullanmaktayız. Kenneth Boulding’in tabiriyle, kuvvet, “benim istediğim şeyi yap, yoksa senin istemediğin bir şey yapacağım” şeklindeki durumlarda kullanılmaktadır. Kuvvet şiddet içermek zorunda değildir. Eğer isteklerim doğrultusunda davranmazsan, seni işten atacağım, ya da bir açlık grevi başlatacağım, ya da iş yavaşlatma eylemi organize edeceğim gibi, sadece zorlayıcı bir ifade olabilir ve karşı tarafa benzer hiçbir şekilde zarar verme amacını gütmeyebilir.

     

    Forcing Power Shortcuts - Güç Kısayollarını Zorlamak

     

    Güç kısayollarını zorlamak, uzun süreli (ve yıkıcı) bir güç mücadelesine girmeden, göreceli gücü ölçme yollarındandır. Örnek olarak, anketler, gerçek anlamda bir oylamaya gitmeden, kamuoyu görüşünün ölçülmesini sağlayabilirler. Tahkim ya da mini-denemeler gibi kısaltılmış alternatif çatışma çözüm süreçleri, masrafı yüksek olan hukuki davaların yerine kullanılabilir. Savaşlardan bile, askeri güçlerin karşılaştırılması ve kimin kazanmasının daha olası olduğuna dair değerlendirmeler yapılması sayesinde kaçınılabilir. Eğer her iki taraf da olası sonucu kabul ederse (en azından yaklaşık olarak), bu sonuçla örtüşen bir anlaşma, yüksek masraflı ve uzun süreli bir mücadeleden kaçınılarak, müzakere edilebilir.

     

    Frames - Çerçeve
    Çerçeve, bir sorunun tanımlanma yollarını oluşturmaktadır. Bazı insanlar sorunlar sahip oldukları hakları baz alarak tanımlayabilirken, diğerleri çıkarlar ve göreceli güçle bu tanımı yapabilir. Bu gibi farklı pozisyonlar zaman zaman farklı “çerçeveler” olarak da ifade edilir.
    Framing - Çerçeve Oluşturma

     

    Çerçeve oluşturma, bir sorunun ne hakkında olduğunu tanımlama sürecidir. Tıpkı bir çerçeve gibi, insanların sorunun onları ilgilendirmeyen kısmını önemsemeyip (ya da farkında olmayıp), belli kısımları üzerinde yoğunlaşmaları gibi, bazı bölümlerini dışarıda bırakarak sadece belli bölümlerini içerecek şekilde bir resmin üzerine yerleştirilebilir.

     

G

    Gradual Reduction in Tension - GRIT

     

    GRIT, Charles Osgood tarafından, gerilimde dereceli bir azalma sürecini ifade etmek üzere yaratılmış bir terim olup, böyle bir durumda taraflardan biri, karşı tarafı da aynı hareketi yapmaya teşvik edecek biçimde, umutlarından tek yanlı olarak bazı ödünler vermektedir. Bu durumu genellikle, yine karşılık alınması umuduyla, ikinci kez ödün verilmesi izlemekte ve devam eden ödünler ve bunların karşılık alması ve silahsızlanma yoluna gidilmesiyle gerilim yavaş yavaş azalmaktadır.

     

H

    Hard bargaining - Sert Pazarlık

     

    Sert pazarlık, karşı tarafı beraber çalışılabilecek bir partnerden çok, alt edilmesi gereken bir düşman olarak gören, rekabetçi bir pazarlığı ifade etmek için kullanılmaktadır. Fisher ve Ury, sıkı pazarlığın zıttı olarak (önemli noktalarda esneklik gösterilmesi sayesinde hayli uzlaştırıcı olan) hafif pazarlığı göstermektedirler. Her iki yönteme de üçüncü bir yöntem olan ve ne sert ne de hafif, daha çok bütünleyici olan, “ilkeli pazarlık”ı öne sürerek karşı çıkmaktadırlar.

     

    Human needs - İnsani İhtiyaçlar

     

    İnsani ihtiyaçlar, her insanın normal bir büyüme ve gelişim süreci geçirmesi için ihtiyaç duyduğu şeylerdir. İlk olarak psikolog Abraham Maslow tarafından tanımlanan insani ihtiyaçlar, aşikar olan yemek ve barınma gibi fiziksel ihtiyaçların ötesine geçerek, güvenlik, sevgi, kimlik hissi, öz güven ve hedeflerine ulaşabilme yetisi gibi psikolojik ihtiyaçları da içermektedir. “İnsani İhtiyaçlar Teorisyenleri” olarak adlandırılan bazı çelişki teorisyenleri, ırka dayalı ve etnik çelişkiler gibi en zor ve yoğun çelişkilerin, temel insani ihtiyaçların taraflardan biri veya her ikisi tarafından görmezden gelinmesi durumunda ortaya çıktığını öne sürmektedirler: kimlik ihtiyacı, güvenlik ve/veya tanınma. Bu gibi çatışmaların çözülmesi adına, bu ihtiyaçları uzlaşma içinde olmayan tüm birey ve gruplar adına karşılayabilecek yollar bulunmalıdır.

     

I

    Identity - Kimlik

     

    Kimlik, insanın kendini nasıl gördüğüdür—-kendini bir parçası olarak hissettiği gruplar, kendilerini tanıtırlarken kendileriyle ilgili söyledikleri belirgin özellikler. Bazı teorisyenler, ortak kimlik, sosyal kimlik ve kişisel kimlik kavramlarını ayırmaktadırlar. Yine de, bir veya diğer şekilde, bir insanın kim olduğu ve özellikle topluma ve içinde bulunduğu sosyal gruba nasıl uyum gösterdiği hakkında, terimlerin hepsi birbirleriyle alakalıdırlar.

     

    Identity Conflicts - Kimlik Çatışmaları

     

    Kimlik çatışmaları, bir kişi veya grubun kendi varlığı (ya da kim olduğu) ile ilgili olarak tehlike altında, yasal haklardan ya da saygıdan yoksun hissetmeleri durumunda ortaya çıkan çatışmalardır. Dini, etnik ve ırksal çatışmalar, kimlik çatışmalarına örnek olarak gösterilebilir.

     

    Impartiality - Tarafsızlık

     

    Bu terim, üçüncü bir tarafın davranış şeklini ifade etmektedir. Tarafsız üçüncü bir taraf, taraflardan birini ya da onun tarafında olmayı tercih etmez, tam tersine her iki tarafı da eşit biçimde haklı kabul eder. Gerçekte tarafsızlık, üçüncü bir tarafın taraflardan birinin görüşlerini diğer tarafınkinden daha mantıklı bulması halinde, her iki tarafa da eşit bir şekilde davranma adına aktif olarak çaba harcamasına rağmen ulaşılması zor bir hedef olabilir.

     

    Incompatible interests - Bağdaşmayan Çıkarlar

     

    Bağdaşmayan çıkarlar, kişilerin istedikleri, ancak aynı anda ulaşamayacakları şeylerdir. Örnek olarak, eğer bir toplumun kamu hizmetleri için ayırabileceği yeterli bir bütçesi yoksa ve dört şubenin hepsi de (örneğin; polis, okul, hastane, yol işleri), sadece şu an varolan hizmetlerin sürdürülmesi için bir bütçe artışına ihtiyaç duymakta ise, bu şubelerin bağdaşmayan çıkarları vardır—tümünün kaynak talebi aynı anda karşılanamayacaktır.

     

    Integrative Power and the Integrative System - Bütünleyici Güç ve Bütünleyici Sistem

     

    Bütünleyici güç, sosyal bağların ve kimliğin gücüdür—-bütünleyici sistemin (insanları grup içinde bir arada tutan sosyal bağlar) gücü. Her ne kadar, zaman zaman bir güç kaynağı olarak görülse de, Kenneth Boulding, bütünleyici sistemin yürüyebilmesi adına, herkesin ona muhtaç olmasından dolayı, bütünleyici gücün en büyük güç olduğunu savunmaktadır.

     

    Interest groups - Çıkar Grupları

     

    Çıkar grupları yandaşlık gruplarıdır –- ortak bir amaca hizmet etmek üzere biraraya gelen insanların oluşturdukları gruplar. Çevreci gruplar, insan haklarını savunan gruplar ve sosyal amaçlar için çalışan gruplar, çıkar gruplarına örnektir.

     

    Interest-Based Problem Solving - Çıkar-Odaklı Sorun Çözümü

     

    Çıkar-odaklı sorun çözümü, sorunları çıkarlar (pozisyonlar değil) açısından tanımlamakta ve ortaklaşa bir biçimde tatmin edici bir çözüme ulaşılması adına çıkarlar için bir orta yol bulmaya çalışmaktadır.

    Interests - Çıkarlar

     

    Çıkarlar, insanları motive eden ve bir pozisyon almalarını sağlayan, istek ve kaygılardır. Her ne kadar pozisyonları, yapmak istediklerini söyledikleri şeyler olsa da, örneğin, “Buraya bir ev inşa etmek istiyorum!” gibi, bu pozisyonu almalarına yol açan sebepler kişilerin çıkarlarıdır (çünkü sessiz ve güzel bir şehir manzarası olan bir yer istiyorum). Tarafların çıkarları genellikle bağdaştırılabilir ve bu sebepten, her ne kadar pozisyonları birbiri ile tamamen zıt görünse de, müzakereye açıktır.

     

    Intolerance - Hoşgörüsüzlük

     

    Hoşgörüsüzlük, kişinin, bir bireyin, bir grubun, ya da kendininkinden farklı bir fikrin meşrutiyetini reddetme isteğidir. “Tahammül edilemeyen” kişi ya da fikirden kurtulunması, ya da boyun eğmelerini sağlayacak biçimdeki bir tehditle sonuçlanabilir, ki bu durum, toplumda dominant olarak bulunan grup tarafından belli bir ırk veya bir etnik grubun ayrımcılığa uğraması şeklinde, günümüzde karşımıza çıkmaktadır.

     

    Intractable Conflicts - Zorlu Çatışmalar

     

    Bu terim, uzun süre devam eden, çözümü adına sarf edilen (tümü olmasa bile) çoğu çabaya direnç gösteren çatışmaları ifade etmek için kullanılmaktadır. Genellikle temel değer anlaşmazlıkları, büyük-ölçekli dağıtım sorunları, baskınlık sorunları ve/veya reddedilen insani ihtiyaçlar gibi durumları içermektedirler. Yine çoğu zaman kaçınılmaz olan kazan-kaybet durumlarını da içermektedirler.

    I-Statements and You-Statements - Ben İfadeleri ve Sen İfadeleri

     

    “Ben ifadeleri” bir kişinin içinde bulunduğu durumla ilgili olarak nasıl hissettiğini ifade ederken, “sen ifadeleri” diğer bir kişinin yaptığı bir şeyle ilgili olarak yapılan suçlamaları ifade etmektedir. Karşı tarafı suçlayıcı ifadeler yerine, durumu kişinin kendi hissettikleri açısından değerlendirmek (“Ben ifadeleri” kullanmak), savunma ve düşmanlık hissini azaltırken, çözüm şansını da arttırmaktadır.

     

J

    Joint Fact-Finding - Ortak Çabayla Gerçeklerin-Bulunması

     

    Ortak çabayla gerçeklerin bulunması, iki veya daha fazla çatışma tarafının çatışmaya konu olan gerçeklerin aydınlatılması adına bir arada çalışmalarıdır—-örnek olarak, üzerinde düşünülen bir projenin çevresel etkileri hakkındaki bir bilimsel çalışma, ya da bir savaş sonrası insan haklarının ihlali ile ilgili bir araştırma üzerinde beraber çalışılması gösterilebilir.

     

L

    Legitimacy - Meşrutiyet

     

    Meşrutiyet, bir çatışma çözüm sürecinin algılanan adilliğini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Örnek olarak, adil olarak yapılan seçimler ya da sosyal açıdan kabul görmüş kanunlara dayalı yasama ve bunların sonuçları, genellikle meşru olarak kabul edilmektedir. Diğer taraftan, seçmenlerin taciz edildiği ya da belli bir oy için zorlamaya maruz kaldığı seçimler gibi, ön yargılı mahkemelerin verdiği kararlar da meşru olarak görülmemektedir. Karar verme süreçlerinin meşrutiyeti, meşru olarak yürütülen süreçlerin hemen hemen her zaman, tam olarak çözümü daha zor olan çatışmalara yol açması dolayısıyla oldukça önemlidir.

     

    Lose-Lose Situations - Kaybet-Kaybet Durumları

     

    Oyun teorisi, herkesin kazanabildiği (“kazan-kazan” olarak da adlandırılan) pozitif-toplamlı (genellikle “oyun” olarak da tanımlanan) durumlar ile herkesin kaybettiği (“kaybet-kaybet” olarak da adlandırılan) negatif-toplamlı durumlar ve ancak bir tarafın kaybetmesi koşuluyla diğer tarafın kazanabildiği sıfır-toplamlı durumları birbirinden ayırmaktadır.

     

M

    Mediation - Mediasyon

     

    Mediasyon, çatışma taraflarına, iletişimlerini geliştirmeleri ve içinde bulundukları çatışma durumunun analizini yapmaları, bu sayede tüm çatışma taraflarını çıkarları açısından tatmin edici bir çözümü kendilerinin tanımlamaları ve bu çözüme yine kendilerinin ulaşmaları için yardımcı olan üçüncü bir tarafın taraflarla birlikte çalıştığı bir çatışma çözüm sürecidir. Üçüncü bir tarafın tarafları dinlediği ve taraflar adına bir karara vardığı tahkimden farklı olarak, bir mediatör taraflara kendi çözümlerini tasarlamaları adına yardımcı olur.

     

    Multi-track Diplomacy - Çok-Yönlü Diplomasi

     

    Bu terim, uluslararası değişimlerin diplomatlar arasında resmi müzakerelerin ötesinde farklı şekillerde görülebilmesi fikrini yansıtmak üzere yakın zamanda geliştirilmiştir. Çok-yönlü diplomasinin örnekleri resmi ve gayri resmi çatışma çözümü çabaları, vatandaş ve bilim değişimleri, uluslararası iş müzakereleri, uluslararası anlamda kültürel ve sportif aktiviteleri ve diğer uluslararası iletişim ve ortaklaşa olarak sergilenen çabaları içermektedir.

     

N

    Needs - İhtiyaçlar

     

    Psikolog Abraham Moslow’a göre her insanın, “temel” insani ihtiyaçlar olarak adlandırdığı, belli biyolojik ve psikolojik ihtiyaçları vardır. John Burton ve Herbert Kelman gibi bazı çatışma teorisyenleri, bu fikri, kökü en derinlere inen ve en uzun süreli çatışmaların altında, insanların güvenlik, kimlik ve tanınma ihtiyaçları yattığını öne sürerek, çatışma teorilerine eklemişlerdir. Örnek olarak birçok etnik ve ırka dayalı çatışmanın, çıkar-tabanlı çatışmalar olmadığını (ve bu yüzden müzakere edilemediğini), aslında ikinci sınıf olarak kabul edilen grubun bu temel ihtiyaçlarından dolayı kaynaklandığını iddia etmektedirler. Bu gibi çatışmaların ancak toplumu, tüm grupların temel insani ihtiyaçları karşılanacak şekilde yeniden inşa edilmesi ile çözülebileceğini belirtmektedirler.

     

    Negative-sum Situations or Games - Negatif-toplamlı Durumlar veya Oyunlar

     

    Oyun teorisi, (“kazan-kazan” durumları olarak da bilinen) herkesin aynı anda kazanabileceği (genellikle “oyun” olarak adlandırılan), pozitif-toplamlı durumlar ile (“kaybet-kaybet” durumları olarak da bilinen) herkesin aynı anda kaybettiği negatif-toplamlı durumlar, ve ancak diğer tarafın kaybetmesi durumunda taraflardan birinin kazanabildiği sıfır-toplamlı durumlar arasında net bir biçimde ayırım yapmaktadır.

     

    Negotiation - Müzakere

     

    Müzakere pazarlık etmek demektir – Ortak bir soruna çözüm bulmaya gayret eden, iki veya daha fazla çatışma tarafı arasında var olan, alış-veriş sürecidir. Müzakere daima insanlar arasında uygulanmaktadır – anne-baba ve çocuklar arasında, karı-koca arasında, çalışanlar ile işverenler arasında, uluslar arasında. Çözümün ortak bir yarar sağlayacağı durumlarda göreceli olarak işbirliğine dayanabileceği gibi (“kazankazan” ya da işbirlikçi pazarlık olarak da adlandırılır), tarafların birbirlerine karşı üstün gelmeye çalıştığı durumlarda da oldukça çatışmacı olabilir (“kazan-kaybet” ya da ticari pazarlık olarak da adlandırılır).

     

    Negotiation Loopbacks - Müzakereye Geri Dönüş

     

    Bu terim, hak-tabanlı ve güç-tabanlı süreçlerin, kişisel haklar ve göreceli güç seviyelerini aydınlatmak üzere kullanılmasından sonra müzakereye dönülmesini ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu hak ve güç testleri tarafların müzakere edilen anlaşmaya karşı en iyi alternatiflerini (BATNA’larını) belirlemektedir. Bu alternatifler bilindikten sonra taraflar, müzakereye “geri dönüp”, uzun süreli ve masraflı olacak bu mücadeleden kaçınarak, yine aynı sonuca ulaşabilmektedirler.

     

    Neutrality - Tarafsızlık

     

    Bu terim, üçüncü bir tarafın, çatışma taraflarıyla herhangi bir şekilde bağlantısı ve/veya geçmiş bir ilişkisi bulunmadığını ifade etmektedir.

     

    Non-governmental Organizations - Devlet Bağlantısı Olmayan Kurumlar

     

    “Devlet bağlantısı olmayan kurumlar” (DBOK(NGO)’lar), devlet ile birlikte çalışmayan uluslararası kurumları ifade etmektedir. Örnekleri sınırlar arası birçok dini kurumları, Kızıl Haç gibi uluslararası insani yardım kurumlarını, Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi spor kurumlarını ve birçok bilimsel, ticari, eğitimsel ve diğer profesyonel grupları içermektedir.

     

    Nonviolent Direct Action | Nonviolent Struggle - Şiddet İçermeyen Direk Faaliyet | Şiddet İçermeyen Mücadele

     

    Şiddet içermeyen direk faaliyet, belli bir kişi ya da grubu davranışını değiştirmek adına ikna etmeye çalışan ve genellikle bir grup insan tarafından yapılan faaliyettir. Örnek olarak, grevler, boykotlar, yürüyüşler ve gösteriler – karşı tarafı, davranış biçimini değiştirmeye ikna edecek sosyal, ekonomik veya politik faaliyetler. Her ne kadar başlangıçta şiddet içermeyen faaliyetler olsalar da, şiddet içermeyen direk faaliyetler şiddet içeren bir yanıta yol açabilir. Bu yüzden, bir kişiyi silah zoruyla birşey yapmaya zorlamak şiddet içermeyen direk faaliyet olarak kabul edilmezken, herhangi bir gösterici grubun polisin silah kullanması ya da bu yönde tehdidi sonucu geri çekilmesi durumunda, ilk hareket şiddet içermeyen faaliyet olarak kabul edilmektedir.

     

O

    Overlay Problems - Yayılmış Problemler

     

    Geçmiş yazılarda bu terimi “zorlaştırıcı sorunlar” ile aynı anlama gelecek şekilde kullanmıştık. Her iki terim de, iletişim sorunları veya gerilimin artması gibi, çatışmaların sık rastlanılır olsa da, genellikle konuyla alakası olmayan ve asıl sorunların karıştırılmasına ve daha zor anlaşılır ve üzerinde çalışılabilir olmalarına yol açan bölümünü oluşturan etkenleri ifade etmektedir.

     

P

    Parties - Taraflar

     

    Taraflar, bir çatışmanın içinde yer alan insanlardır. Tarafların birçoğu, aynı zamanda çatışma tarafıdır – birbiriyle çatışma içinde olan insanlar. Diğer taraflar – genellikle “üçüncü taraf” olarak da adlandırılır --, çatışma içinde, çatışma taraflarına yardım etmek amacıyla bulunan taraflardır. Üçüncü taraflara örnek olarak, mediatörler ve hakimler gösterilebilir.

     

    Peace-building - Barışın İnşası

     

    Barışın inşası, insanlar arasındaki normal ilişkilerin eski haline getirilmesi sürecidir. Farklar üzerinde uzlaşma, geçmişte verilen zarar için özür dilenmesi ve eskiden var olan ticari ve rekabetsel ilişkinin yerine, işbirlikçi bir ilişkinin oluşturulması gibi durumları gerektirir.

     

    Peacekeeping - Barışın Korunması

     

    Barışın korunması, çatışma içinde olan tarafları ayıran üçüncü bir tarafın müdahalesi yoluyla uluslar arasındaki şiddetin sonlandırılması ya da önlenmesidir. Çatışma dahilindeki sorunların müzakere yoluyla bir çözüme ulaştırıldığı arabuluculuktan farklı olarak, barışın korunmasındaki temel amaç ileride meydana gelecek şiddetin önlenmesidir.

     

    Peacemaking - Arabuluculuk

     

    Arabuluculuk, insanlar, gruplar veya uluslar arasında var olan çatışmaların çözümü adına uygulanan müzakere sürecini belirtmek için kullanılmaktadır. Barışın korunmasından öteye giderek çatışmalar ele alınmakta, ancak kağıt üzerinde yapılan resmi çözümün dışında, insanlar arasında bozulan ilişkilerin onarılmasını amaçlayan barışın inşası kadar derine inememektedir.

     

    Persuasion - İkna

     

    Karşı tarafın, tutum ve/veya davranışlarını değiştirmesi adına ikna edilmesi durumudur. Her ne kadar bu, zorlama ile de yapılabilse de, “ikna” terimini genellikle daha pozitif anlamda kullanılmaktadır—ortak değerler ve düşünceler temel alınarak duygusal ve rasyonel anlamda yapılan itirazları ifade etmek için.

     

    Polarization - Kutuplaşma

     

    Bir çatışmada kutuplaşma, çatışmanın yoğunluğunun artmasıyla (gerilimin artması) gerçekleşmektedir. Gerilim arttıkça daha ve daha fazla insan çatışmaya dahil olur, ve bir veya diğer taraf adına sağlam bir şekilde pozisyon alırlar. “Kutuplaşma” insanların uç pozisyonlara (“kutuplara”) ilerlediği ve daha az insanın “ortada” kaldığı durumları ifade etmek için kullanılmaktadır.

     

    Positions - Pozisyonlar

     

    Pozisyonlar insanların yapmak istediklerini söyledikleri şeylerdir—karşı tarafta yönelttikleri yapay talepler. Çıkarlar ve pozisyonları ilk kez birbirinden ayıran Fisher ve Ury’e göre, pozisyonlar insanların üzerinde karar verdikleri şeylerken, çıkarlar bu kararları vermelerine yol açan etkenlerdir. Her ne kadar çıkarları karşılaştırılabilir olsa da, genellikle bir tarafın pozisyonu, karşı tarafın karşıtı olacaktır.

     

    Positive-Sum Situations Positive-Sum Games - Pozitif Toplamlı Durumlar (Pozitif Toplamlı Oyunlar)

     

    Oyun teorisi, (“kazan-kazan” durumları olarak da bilinen) herkesin aynı anda kazanabileceği (genellikle “oyun” olarak adlandırılan), pozitif-toplamlı durumlar ile (“kaybet-kaybet” durumları olarak da bilinen) herkesin aynı anda kaybettiği negatif-toplamlı durumlar ve ancak diğer tarafın kaybetmesi durumunda taraflardan birinin kazanabildiği sıfır-toplamlı durumlar arasında net bir biçimde ayırım yapmaktadır.

     

    Power - Güç

     

    Güç, istediklerinizi elde etme ya da çatışma teorisyeni Kenneth Boulding’in tabiriyle, “geleceği değiştirme” kabiliyetidir. Bu, kuvvet uygulanmasıyla (kimi zaman “power-over” olarak da adlandırılır), işbirliğiyle (kimi zaman “power-with” ya da “exchange power” olarak da adlandırılır), veya bütünleyici sistemle—insanları grup halinde tutabilen kimlik ve ilişkiler sistemi— mümkün olabilmektedir.

     

    Power Strategy Mix - Güç Stratejisi Karışımı

     

    Bu terim, herhangi bir çatışma durumunda üstün gelmek çabasıyla çatışma taraflarından birinin kullandığı kuvvet, değişim ve bütünleyici güç karışımlarını ifade etmektedir.

     

    Practitioners - Pratisyenler

     

    Pratisyenler, çatışmaları bir uzmanlık olarak ele alan insanlardır (örn., mediatörler, hakimler, diplomatlar, vs.).

     

    Principled Negotiation - İlkeli Müzakere

     

    Bu müzakere yaklaşımı Fisher ve Ury tarafından geliştirilmiş ve ilk defa en-çok satanlar listesinde yer alan kitaplarında, Getting to Yes (Evet’e Ulaşmak), 1981, yer almıştır. Bu bütünleyici müzakere stratejisi, “insanları sorundan ayırmak”, alınan pozisyonlar yerine çıkarlar baz alınarak müzakere edilmesi, ortak kazanç adına seçeneklerin tanımlanması, ve önerilen bir anlaşmanın adil olup olmadığı değerlendirilirken bunun objektif bir şekilde yapılması gibi konulara değinmektedir.

     

    Problem-solving - Sorun-Çözümü

     

    Bu terim zaman zaman, çatışmaları, insani ihtiyaçların tanımlanması ve sağlanması yoluyla analiz etmek ve çözümlemek için oluşturulan analitik sorun-çözümü atölye çalışmalarını ifade etmek için kullanılmaktadır. Diğer durumlarda, esas olarak çatışmanın çözümlenmesine yoğunlaşılan bir mediasyon yaklaşımını ifade etmek için kullanılmaktadır.

     

    Problem-solving Approach - Sorun-Çözümü Yaklaşımı

     

    Sorun-çözümü yaklaşımı, diğer çatışma tarafıyla birlikte, ortak bir sorunun çözülmesi adına bir arada çalışmayı gerektirmektedir. Diğer çatışma taraflarının, işbirliği yapılacak bir partnerden çok, karşısında üstün gelinmesi gereken rakip ya da düşman olarak görüldüğü ticari yaklaşımın karşıtı olarak görülebilir.

     

    Procedural Problems - Süreçsel Sorunlar

     

    Süreçsel sorunlar, karar-verme süreciyle ilgili sorunlardır. Örnek durumlar, ilgili ve önemli gerçekler göz önüne alınmadan alınan kararlar, etkilenecek insanların çıkarları ya da ihtiyaçları göz önüne alınmadan, keyfi olarak verilen kararlar, ya da kurulu olan ve kabul edilen süreç takip edilmeden verilen kararlardır. Süreçsel sorunlar genellikle, uygun sürecin izlenmesi halinde çok daha kolay bir şekilde çözülebilecek çatışmaların daha da yoğunlaşmasına ve karmaşık bir hale gelmesine yol açmaktadırlar.

     

R

    Reconciliation - Normalleşme

     

    Uzlaşma, insanlar veya gruplar arasındaki ilişkilerin normal hale getirilmesidir. John Paul Lederach’a göre, dört eş zamanlı süreci kapsamaktadır: gerçeğin aranması, adalet, barış ve merhamet. Bütün bu etmenler bir araya geldiğinde, Lederach’ın da dediği gibi, uzlaşmaya ulaşılmıştır.

     

    Reframing - Tekrar Çerçeve Oluşturma

     

    Tekrar çerçeve oluşturma, bir durumun tekrar tanımlanması sürecidir—-durumu sizden farklı bir biçimde tanımlayan insanların düşünceleri baz alınarak, bir çatışmayı yeni bir bakış açısıyla görmek.

     

    Relationship Problems - İlişki Sorunları

     

    İlişki sorunları, iki veya daha fazla insanın, daha da önemlisi, bu insanların arasındaki ilişkinin konu olduğu sorunlardır. Örnek olarak, iki kişi birbirine güvenmediğinden, ya da birbirleriyle devamlı ve düşmanca bir rekabet içinde olmalarından dolayı çatışmalar meydana gelebilir.

     

    Resolution - Çözülüm

     

    Bakınız: Çatışma Çözümü

     

    Resolution-resistant Conflict - Çözüm dirençli Çatışmalar

     

    Bu terimi, oldukça zor, ancak çözümü imkansız olmayan çatışmaları ifade etmek için kullanmaktayız. “Zorlu çatışma” terimi aynı anlama gelse de, bazı insanlar “zorlu” kelimesini “imkansız” olarak yorumladıklarından dolayı, “çözüm-dirençli” terimini tercih etmekteyiz.

     

    Restitution - Tazminat

     

    Tazminat, bir kişi ya da gruba, verilen hasardan dolayı yapılan geri ödemedir. Her ne kadar kaybedilen hayatlar geri getirilemese de, sembolik bir ödeme, sosyal ya da ekonomik yardım, ya da verilen hasar adına kişilerin teselli edilmesi, bir çatışmanın çözümü adına oldukça fazla yol kat edilmesini ve uzlaşmaya doğru gidilmesini sağlayabilmektedir.

     

    Restorative Justice - Onarıcı Adalet

     

    Onarıcı adalet, yanlış yapanı cezalandırmaktansa, kurbanın ve karşıtlık öncesindeki ilişkinin onarılacağı şekilde tasarlanmış adalettir. Bu sebepten, onarıcı adalet için, failin özürü, zararın ödenmesi ve kurbanın affı gereklidir. Bu tarz bir adalet genellikle, kişiler ya da gruplar arası şekilde işleyebilen, kurban-fail uzlaştırma programları yoluyla sağlanmaktadır.

     

    Retribution - Kısas

     

    Suçlunun hak ettiği düşünülen ve yapana yapılanın aynısının yapılması; kısasa kısas yoluyla karşılık vermektir—verilen bir zarar karşısında öç alınması.

     

    Ripeness - Olgunluk

     

    Bir çatışma, bir çıkmaz içine girdiğinde, ya da tüm taraflar, müzakere alternatiflerinin, istediklerini ya da ihtiyaç duydukları şeyleri elde etmelerini sağlamayacağını belirttiğinde, “olgun” olarak kabul edilir. Bu durumda taraflar, çıkarlarının en azından bir kısmını –- diğer durumda, ya da kuvvet-bazlı seçeneklerini daha fazla zorladıklarında elde edeceklerinden daha fazla -- karşılayacak bir anlaşmayı müzakere etmeye eğimli olacaklardır.

     

S

    Scale-up Problem - Genişleme Sorunu

     

    Birçok müzakere ve diğer çatışma çözüm süreci az sayıda insan arasında cereyan eder. Gruplar arası, kurumlar arası, ya da uluslararası çatışmalarda, müzakereciler, sadece kendileri değil, çok daha fazla sayıda insanı temsil etmektedirler. Bu insanları – seçmen olarak da adlandırılır – müzakereciler tarafında geliştirilen anlaşma adına ikna etmek genellikle bir sorundur, çünkü bu insanlar, müzakerecinin geçtiği, aynı güven ve anlayış-geliştirici süreçlerden geçmemişlerdir. Bu durumlar, barışın inşasının etkili olması istendiği takdirde, küçük grubunu anlayışı ve güveninin, büyük gruba da aktarılması gerekliliği yüzünden, genellikle “genişleme sorunu” olarak adlandırılmaktadır.

     

    Scoping - Gözlemleme

     

    Gözlemleme, çatışma dahilinde başka kimlerin olduğu, bu kişilerin çıkarlarının, ihtiyaçlarının ve pozisyonlarının neler olduğunun belirlenmesi sürecidir. Aynı zamanda, çatışma durumunu kişinin kendi bakış açısından öte bir şekilde tanımlamasını sağlayacak şekilde durumu etkileyen dışarıdan gelen kısıtlamaların ve etkenlerin belirlenmesini de içermektedir.

     

    Social Context - Sosyal İçerik
    “Sosyal içerik” terimi, bir toplumda çatışma sırasında var olan ilişkileri ifade etmektedir. Örnek olarak, bir grup sosyal ve/veya ekonomik açıdan daha baskınken, diğer gruplar daha az başarısız ve ayrımcılığa mı uğramaktalar?
    Soft Bargaining - Hafif Pazarlık

     

    Bu terim, esas olarak, diğer tarafı incitmektense, bir anlaşmaya ulaşılmasını hedefleyen, oldukça işbirlikçi, yatıştırıcı bir pazarlak biçimini ifade etmektedir. Fisher ve Ury bu pazarlık biçimini, karşı tarafı, işbirliği yapılacak bir partnerden çok, üstün gelinmesi gereken bir rakip ya da düşman olarak gören, ticari, rekabetçi pazarlığın karşıtı olarak görmektedirler. Bu iki yaklaşıma, ilkeli müzakere adını verdikleri, ne sert ne de hafif, daha çok bütünleyici olarak gördükleri bir yaklaşımla karşılık vermektedirler.

     

    Stable Peace - İstikrarlı Barış

     

    İstikrarlı barış, iki ülkenin, aralarındaki çatışma adına bir savaşı kabul edilebilir ya da olası bir seçenek olarak bile görmediği durumdur. İstikrarsız barışın karşıtıdır (bu durumda ülkeler barış içindedir, ancak gelecekte bir savaşı olası olarak görmektedirler).

     

    Stakeholders - Paydaşlar

     

    Paydaşlar, bir çatışma ya da bu çatışmanın çözümünden etkilenecek insanlardır. Mevcut çatışma tarafları, ve henüz çatışmaya dahil olmayan, ancak (çatışma ya da bu çatışmanın sonucundan etkilenme olasılıkları bulunduğundan) gelecekte dahil olabilecek insanlar paydaşlardan bazılarıdır.

     

    Stalemate - Çıkmaz

     

    Çıkmaz, tesirsiz bırakmaktır; bir çatışmada, her ne kadar çabalasalar da hiçbir tarafın üstün gelemeyeceği durumlardır. Taraflar, içinde bulundukları çatışmayı sonlandırmak adına gönüllü olmadan önce genellikle bir çıkmaza ulaşmak zorundadırlar.

     

    Stereotypes - Stereotip

     

    Bakınız: Stereotip Klişesi Oluşturmak

     

    Stereotyping - Stereotip Klişesi Oluşturmak

     

    Stereotip klişesi oluşturmak, bir kişi ya da gruptaki kişilerin aynı özelliklere sahip olmasından (ya da öyle düşünüldüğünden) dolayı bu kişi ya da grubun belli bir özelliği taşıdığını varsaymaktır. İnsanların, içinde yaşadıkları dünyayı anlamaları ve bazı kategoriler oluşturmalarına yardımcı olan, ancak aynı zamanda çoğu kez hataları beraberinde getiren bir basitleştirme ve genelleme sürecidir. Genellikle yanlış olan bu sürece bir örnek, “kadınlar zayıf ve uysal, erkeklerse güçlü ve baskındır” düşüncesidir. Bu gibi bir düşünce bazı kadın ve bazı erkekler için geçerli olabilir, ancak hepsi için geçerli değildir. Stereotipler yanlış ve negatif olduğunda (ki genellikle çatışma içindeki gruplarda bu şekildedir), bir çatışmanın çözülmesini zorlaştıracak yanlış anlamalara yol açabilir.

     

T

    Tactical Escalation - Taktiksel Gerilimin Artması

     

    Bir çatışmada taraflardan biri (ya da birden fazlası), kendilerine yandaş toplamak amacıyla gerilimi arttırdığında ortaya çıkan, kasıtlı olarak gerçekleştirilen durumdur.

     

    Telecommunications - Telekomünikasyon

     

    Bu terim, -- telefon, televizyon ve bilgisayar gibi – tüm elektronik iletişim araçlarını ifade etmektedir.

     

    Third Party - Üçüncü Taraf

     

    Üçüncü bir taraf, çatışma taraflarına çözüm adına yardımcı olmak için (ya da en azından daha iyi bir iletişim ve ortak anlayışın artmasına yol açarak var olan durumu geliştirmeye çalışmak için) dahil olan kişidir. Mediatörler, hakimler, uzlaştırıcılar üçüncü taraflara örnek olarak gösterilebilir.

     

    Third Party Intervention - Üçüncü Taraf Müdahalesi

     

    “Üçüncü taraf” terimi, çatışma taraflarına çözüm adına yardımcı olmak için dahil olan kişiyi ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu üçüncü taraf, çatışma dahilinde olmayan herhangi tarafsız bir kişi olabileceği gibi, ortak şekilde kabul edilebilir bir çözüme ulaşılması adına mediatör rolünü üstlenen, çatışmaya dahil olmuş bir kişi (içeriden birisi) de olabilir.

     

    Threat - Tehdit

     

    Tehdit, “benim istediğim birşeyi yapmazsan, senin istemediğin birşeyi yaparım” şeklindeki ifadelerdir. Kenneth Boulding’in güç teorisine göre tehdit üç güç çeşidinden biridir. Diğer ikisi ise “değişim”, ve kendi deyimiyle (bizlerin “bütünleştirici sistem” olarak ifade ettiğimiz) “sevgi”dir.

     

    Track Two Diplomacy - İkinci Yol Diplomasisi

     

    “İkinci yol” diplomasisi, genellikle diplomatların hakkında inisiyatif aldıkları konulara dair, sıradan vatandaşların, gayrı resmi diyalog, tartışma, ya da müzakereler yürütmesidir – örnek olarak, silahlanma kontrol anlaşmaları, ya da uzun süreli uluslararası çatışmaları sonlandırma adına yapılan müzakereler. Resmi diplomatlar arasındaki iletişimi ifade eden “birinci yol diplomasisi”nden oldukça farklıdır.

     

    Triggering Events - Tetikleyici Durumlar

     

    Tetikleyici durum, bir çatışmayı başlatan durumdur. Küçük çaplı – yanlış anlaşılan bir ifade, ya da dikkatsizce yapılmış bir hata – olabileceği gibi, büyük çaplı – Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına yol açan, Dük Ferdinand’ın suikastı gibi – bir durum da tetikleyici olabilir.

     

V

    Value Differences - Değer Farklılıkları

     

    Değer farklılıkları, insanların iyi ve kötü, doğru ve yanlış gibi, temel düşünce ve inanç farklılıklarıdır. İnsanların değerleri belirgin şekilde farklılık gösterdiğinde, bu insanlar değişmeye ve temel değer ve inançlarını tartışmaya meyilli olmadıkları için, ortaya çıkan çatışmanın çözülmesi oldukça zor olmaktadır.

     

    Values - Değerler

     

    Değerler, neyin iyi neyin kötü ve neyin nasıl olması gerektiği konusundaki fikirlerimizdir. Hepimizin, aile ilişkileri (örn., evlilikte karı ve kocanın rolleri), iş ilişkileri (örn., işverenlerin çalışanlara karşı tavrı), ve diğer kişisel ve ilişki bazlı konularda (örn., çocukların büyüklerine karşı nasıl davranması gerektiği, insanların belli dini inançları ne şekilde izlemesi gerektiği) belli değerlerimiz vardır.

     

W

    Win-Lose (Adversarial Approach) - Kaybet-Kazan Yaklaşımı (Ticari Yaklaşım)

     

    Bir çatışmada, karşı tarafı üstün gelinmesi gereken bir rakip ya da düşman olarak gören, yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre, kazanmak için, karşı tarafın kaybetmesi şarttır. Çatışma taraflarının işbirliği yapması halinde herkes için bir zafer olacak bir çözümün bulunabileceği görüşünü temsil eden, “kazan-kazan” yaklaşımının karşıtıdır.

     

    Win-Win (Cooperative or Problem-solving Approach) - Kazan-Kazan Yaklaşımı (İşbirlikçi Yaklaşım veya Sorun-Çözümü Yaklaşımı)

     

    Tüm çatışma taraflarını memnun edici bir çözüme ulaşma görüşünü benimseyen yaklaşımdır. “Kazankazan” pazarlıklarında, çatışma tarafları ortak bir sorunun çözümü adına, işbirliği yaparak her iki tarafın da “kazanmasına” izin veren bir çözüme ulaşmaya çalışmaktadırlar. Karşı tarafı bir düşman olarak gören ve kazanmak için karşı tarafın kaybetmesinin gerektiği “kaybet-kazan” yaklaşımının (ticari yaklaşım) karşıtıdır.

     

    Win-Win Situations - Kazan-Kazan Durumları

     

    Oyun teorisi, (“kazan-kazan” durumları olarak da bilinen) herkesin aynı anda kazanabileceği (genellikle “oyun” olarak adlandırılan), pozitif-toplamlı durumlar ile (“kaybet-kaybet” durumları olarak da bilinen) herkesin aynı anda kaybettiği negatif-toplamlı durumlar ve ancak diğer tarafın kaybetmesi durumunda taraflardan birinin kazanabildiği sıfır-toplamlı durumlar arasında net bir biçimde ayırım yapmaktadır.

     

    World View - Dünya Görüşü

     

    Dünya görüşü, bir kişinin dünya hakkında sahip olduğu temel imajdır – kişinin, sosyal çevresinin nasıl oluştuğuna dair sahip olduğu temel inançlar. Bu tanımın içinde, kişinin neyin iyi neyin kötü olduğu hakkındaki temel değerleri, kimin neyi neden yaptığına dair inançları, olaylara nelerin yol açtığı ve bu olayların daha sonra nelere yol açabileceği hakkındaki varsayımları da dahildir. Dünya görüşü kişinin kimlik duygusuyla yakından ilişkilidir. İnsanlar kendilerini toplumda belirgin bir rolü ve diğer insanlarla belli bir şekilde ilişki içinde olan bir gruba dahil ve diğer grupların dışında görmektedirler. Kişinin, kendisinin kim olduğu hakkındaki imajı, sahip olduğu dünya imajı ve kendisinin bu dünya içindeki diğer insanlarla nasıl bir ilişki içinde olduğu imajına göre oluşmaktadır.

     

Z

    Zero-Sum Games or Situations - Sıfır-Toplamlı Oyunlar veya Durumlar

     

    Sıfır-toplamlı durumlar, taraflardan birinin daha ileriye gidebilmesi (ya da bir şeyden daha fazla elde edebilmesi) için, diğer tarafın daha az ilerlemesi ya da elde etmesinin zorunlu olduğu durumlardır. Genellikle sonlu bir kaynak var olduğunda ve taraflar var olandan daha fazlasını istediğinde ortaya çıkmaktadır. Bu durumda, diğer taraf istediğinden daha az elde etmediği sürece, hiçbir taraf istediğini elde edememektedir. Aynı zamanda “kazan-kaybet” durumu olarak da adlandırılır.

     

K

    U

      Y

        Kaynak Dergisi Haziran 2017'de yayınlanan yazım: Müzakere Pazarlık Değildir! https://t.co/kX3ClhxAe2
        Kaynak Dergisi Ağustos 2017'de yayınlanan yazım: Müzakere Üstadı ve Sanatına Giden Yol https://t.co/FKJBIgufv2
        Arabuluculukta Alternatif Kelimesi Nedir? https://t.co/8uWHrJ86kH
        RT @NAFCM: #peacebuilders, #peacemakers and #peacekeepers are all working for #peace in every #community https://t.co/ugarnGQVER
        Ticari Uyuşmazlıkları Çıkmadan Önleme Yolları https://t.co/ogHmoiqfxa